22 Ocak 2016 Cuma

39. Ay Etkinlikler

39. ayda halen aylık olarak ifade etmek biraz garip oluyor =) Ama etkinlikleri bu şekilde ayırmamın amacı ayına uygun etkinlikleri ve daha önceki aylardan farklı neler yaptık göstermek. Her çocuğun "yapabilir"leri farklıdır. Biz daha önceki aylardaki etkinliklerden sevdiklerimizi tekrar tekrar oynuyoruz. Burada gösterdiklerimden sevmedikleri ve bir daha hiç yapmadıklarımız da var, neredeyse her gün yaptığımız şeyler de var. Yeni şeyler denemek benim için eğlenceli, ama çocuk istemezse tabi ki vazgeçmeli. Peki bu ay değişik neler yaptık.

 Tuvalet kağıdından kardan adam: Bu etkinliği instagramda takip ettiğim akademisyenanne tavsiyesiyle yaptık. Ama çok eğlendik. Ankara'da kar yağmadan önce, evde tuvalet kağıdını yırtmadan arkadaşımın üzerine doladık, gözlük şapka, atkı taktık. Sonra tuvalet kağıtlarını yırtıp yırtıp kar yağdırdık. Çok eğlenceli ve oyun gruplarıyla da oynanabilecek bir etkinlik. Foto koyamıyorum çünkü çoğu fotoda epey komik duruyoruz =)

Hayalicilik-Karagöz oynatıcılığı: Her şey kardeşimin kızıma Bursa'dan karagözle hacivat getirmesiyle başladı. Evde sahne olarak kullandığımız ikea bebek oyuncağımız, eski bir gömlek ve masa lambası: işte size karagöz-hacivat sahnesi! Biz günlerdir çok eğleniyoruz.

Ses Duyusalları: Sürpriz yumurta kabuklarını atmayıp biriktirdik (azlıkla yediğimizden biriktirmek uzun sürdü=) İki kutuya piriniç, 2 kutuya ince buldur, 2 kutuya kesme şeker koyarak 6 kutuyla başladık, sonra 2 kutuya da fasulye ekledik. Amaç: aynı sesleri bulmak. Bu oyun montessori etkinlik kitaplarının pek çoğunda vardır. Ne zamandır yapmak istediğim bir etkinlikti, sık sık tekrarlıyoruz.


Meslekleri Tanıma: Kırtasiyede tesadüfen bulduğumuz meslekler çıkartmalarıyla gelişen etkinlik. Resim defterini 3e ayırdık. Her birine bir meslek çıkartması yapıştırıp, altına onunla ilgili resimler çizdik. 

Üfürmeceli sayı etkinliği: Bu etkinliği de instagramda takip ettiğim aframlabüyürken isimli anne sayfasında gördüm, çok beğendim. Pipetle yarım tuvalet kağıdı rulosundan yapılmış tünellerden ponpon geçirmece. Üfürme etkinliklerinin dil gelişimi için pek iyi olduğu söylenir, meraklısına!


Kutup Duyusalı: Mavi renge boyanmış pirinçlerimizi saklıyoruz bir yerde, Pirinç boyama için şu yazıma bakınız. Daha önceden beğenip aldığım minik kutup oyuncaklarını pamuklarla kaba dizdik. Tabi ki küçük prenseslerimiz de bize katıldı. 


Kar topu: Kar topu deyip geçmeyin. Karda oynamak inanılmaz bir fiziksel aktivite! Atma, tutma, karın içinde yürüme.. Soğukta eve kapanan şehir çocuklarımız için çok eğlenceli bir gelişim fırsatı. Biz bol bol değerlendiriyoruz, vakit buldukça tavsiye ederiz. 

Müzik Aletlerini Tanıma: Aşağıda listenin çıktısını aldım. Ve youtube tan hepsinin solo seslerinin yer aldığı kısa videolar buldum ve linkleri kaydettim. Sırayla resimlerle beraber müzik aletlerini ve farklı seslerini tanımaya çalışıyoruz. 





19 Ocak 2016 Salı

"Bizimki çok inat!": Bağımsızlık yolunda, birey olma yolunda ilerliyoruz, merak etmeyin =)

"Bizimki çok inatçı!" Sendromlar başladığı andan itibaren neredeyse her anne bu cümleyi kuruyor. İnatçılık gerçekten de sizin çocuğunuzun belirgin bir özelliği olabilir (yine de etiketlemiyoruz, ve ona çok duyurmuyoruz öyleyse bile değil mi?). Ama "inatçılık" başka bir deyişle "direnç gösterme" özellikle 3 yaş civarı için bağımsız bir birey olmanın getirdiği doğal davranışların genel adı. Miniğimiz artık büyüyor ve kendi hayatı hakkında kararlar vermek, kendi seçimlerini kontrol etmek istiyor. "Onu değil bunu giyeceğim, onu değil bunu yiyeceğim"ler, sevdiği şeylerin bile siz seçtiyseniz artık sevmiyor olma durumu miniklerimizin büyüdüğünün bir göstergesi.

Peki nasıl yardımcı olabiliriz? Henüz fiziksel olarak yeterli olmayan minik, büyüklerin dünyasında varolmayı yetişkinlerin yaptıklarını taklit ederek öğrenmeye çalışırken her kararı ona mı bırakmalıyız? Tabi ki hayır! Ama en azından her gün çocuğunuzun yaptığında kendini "yetkin" ve "yeterli" hissedeceği bir şeyleri yapmasına olanak sağlayabiliriz. Eğer gün içinde mutlaka bir kez kendini "yapabilir" hissederse o zaman kendi yemeğini daha rahat yediğini, kendi giyinebildiğini görmek gerçekten hayal değil.

Burada makarna kesiyoruz, kendi yaptığı makarnayı yemesini
izlemek ise paha biçilmez =)
Örneğin, yumurtayı çırpmak, toz almak, ayakkabıları fırçalamak gibi kendi boyutunda yapabileceği işler için fırsat tanımak iyi bir yol olabilir. Çocuklar tabi ki oyuncaklarıyla oynamayı çok severler, ancak en çok ihtiyaçları olan şey "yapabilir" hissetmektir.

Hiç hayal kırıklığı, hüsran yaşamayacaklar mı? Aslında tamamen büyüklere göre düzenlenmiş bir ev ortamında her an hayal kırıklığı yaşıyor küçük bedenler. Boyundan çok yukarıdaki bir raftan istediği bir şeyi alamadığında mesela yaşadığı gerilim duygu birikimlerine neden oluyor. Ve "sebebini bilmediğimiz ağlamalar" tüm bu birikimlerle başlıyor. Bu yüzden evde mümkün olduğunca çocuğa göre ufak düzenlemeler onlara kendini daha iyi hissettirir.

Öte yandan, minimum düzeyde zorlayıcı oyunlar veya oyuncaklarla yaşanan hüsranlar ise daha iyi öğrenmesini sağlayabilir. Ama, çok fazla zorlama da yine "yapabilirim" algısını zedeleyeceğinden "minimum düzeyi" korumak önemli!

Birlikte yemek yaparak, evde belirli yerlere tabure koyarak, seçimler yapmasına izin vererek çocuğunuzun daha az inatçılıklar yapmasını engelleyebilirsiniz. Aman ha sınırlara dikkat! Çünkü çok fazla izin verici ve tamamen kontrolsüz hissederlerse de agresifleşebiliyorlar. Çünkü her seçimin kendilerine bırakılması da hayatın "tahminedilebilir" olmasını engelliyor minik zihinler için ki günlük hayatın "tahminedilebilir" yani belli bir düzen ve kurallar içinde olması sakin kalmaları için en elzemlerden.

Çok yardımcı oldum değil mi! Buyrun buradan yakın =) Öyle yapmayın ama şöyle de yapın diyerek =) Ama her evin, her ailenin kendi dengeleri var, çocuğunuzun kontrollü olarak kendi dünyasını yaratmasına izin verecek dengeyi yakalamak zor ama imkansız değil. Çünkü "özgüven" kavramının içini böyle bir dengeyle doldurabiliriz. Sağlıcakla...

13 Ocak 2016 Çarşamba

Okulu Seviyor musun? Cevap: Sevmiyorum!

Yazdan kalan, okulu sevmiyorum ben aslında pozu =)
"Okulu seviyor musun?": yasaklı soru! Bizim gibi 2 yas civarı kreşe başlayanlarda özellikle, cevap genellikle "hayır!" olabilir. 2 yaş sendromunun cilveleriyle beraber gittiği yeni ortamı, eğlense bile, kesinlikle sevmiyorum diyecek tabi sendromlu bebek =) Bu yüzdendir ki bu soruyu yasaklayınız, özellikle ilk başlarda. Peki ya sonra?

Kızımın okulunu fiziksel ve maddi koşullar nedeniyle değiştirdik. 3 yaşında artık çalıştığım kurumun yuvasına gitmeye başladı. Bu yeni ortama alışması çok kısa sürdü. Hatta ilk kez okula başlayan arkadaşlarını teselli etmeye çalışan olgun tavırlar sergiledi =) Lakin 2 ay sonra okula gitmek istemediğini açıkladı bizimkisi. Artık hep tatil olsunmuş ya da hasta olsunmuş. Evet, zihinsel gelişim ve bilgiyi işlemleme geliştikçe, hasta olunca da okula gidilmediğini kavrayan minik zihin iş başında!

2 hafta boyunca her akşam ağladı "yarın tatil olsun" diye zırladı (Not: Böyle durumlarda sakın tutamayacağınız sözler vermeyin, sessiz kalın daha iyi). Sonunda öğretmeniyle konuşmaya karar verdim. Öğretmen, her şeyin yolunda olduğunu, genelde mutlu olduğunu, yemeklerini en önce bitirdiğini, bütün etkinliklere katıldığını anlatınca sevinçle karışık yaşadığım kızgınlık paha biçilmezdi.

Bu yaşlardaki minikler (daha büyüyünce de görülebilir)  arada bir ebeveynlere yapışabilir. Tabi ki takip etmeli, aşırı endişeye mahal vermeden  okulda her şeyin yolunda olduğundan ve kendi dev dünyasında tuhaf bir şeyleri kafaya takmadığından emin olunmalı. Ama onun dışında nasıl biz rutin hayattan sıkılıyorsak her yerin kurallarla çevrili olduğu bir dünyadan daha 3 yıllık ömrü olan bir bebenin sıkılması çok normal. E siz de düşünün birilerinin size her dakika "işini seviyor musun?" diye sorup durmasını ister misiniz? Ben şahsen istemem, 3 cevaptan birinde "hayır!" diyesim gelebilir ;) Sağlıcakla...

7 Ocak 2016 Perşembe

Blogger olmayanı dövüyorlarmış =)

21. yüzyılda, azıcık okuyan yazan ve biraz da bilmiş annelerden blogger olmayanları dövüyorlarmış =) Arkadaşlarımın bana takılma şekli bu =) Ve son zamanlarda kimi farklı sosyal medya ortamlarında blogger annelerle dalga geçme şekli...

Son 5 yılda bloggerlık anneler arasında çok yaygınlaştı. Belki kirlendi bir miktar bu blogger yazar dünyası. Kimileri "aa bak çocuğunun her yaptığını paylaşıyor, övünüyor" diye kınıyor blogger anneleri, kimiler ise "çocuğunu ve yaptıklarını pazarlıyor" diye kınıyor.
Doğru ya da yanlış olan, kirli bilgiyle de dolu olsa, blogger olarak bir annenin kendini ifade etmesi beni pek de rahatsız etmiyor. Yazmak kendini ifade etme şekli. Twitter git gide popüler olmaya başladığında "birgün herkes yazar olacaktı, oldu işte" demişti Ece Temelkuran. E olsun, Ece Temelkuran'ın yeri ayrı, her gün tweet atıp takipçisi olan ayrı, ikisini birlikte götürenin yeri apayrı. Kişiler yaptıkları işlerin ve bloglarının, ve yazdıklarının sorumluluğunu alıyorsa benim için çok fazla sorun yok. Tabi ki kimsenin özgürlük alanını daraltmadan, çocuk haklarını gözeterek yapılmalı ne yapılıyorsa.

Anne kişisi pek çok dertle baş başadır çocuk doğar doğmaz. Bazı şeyleri ne doktoru söyler ona, ne annesi, ne de o etraftaki sürekli "çocuk yap" diye baskı yapan mahalleli. İşte tam da o noktada annelik siteleri, annelik forumları, blogları pek yararlı gelir. Bazen de kendini sadece "iyi" hisseder.

Ne çağımızın annesi olmanın yolu "Blogger" olmaktan geçiyor, ne de "Blogger anne" olmanın yolu modernlikten, çağdaşlıktan geçiyor. Ben neden mi blog açtım: Bazı bilgileri kolay toplamadım, hala da kolay olmuyor, ben de küçük bir kitleyle bile olsa paylaşmak istedim.

Sağlıcakla..

23 Aralık 2015 Çarşamba

38. Ayda Neler Yaptık..

Bu ay farklı olarak neler yaptık hemen sıralayalım:

Köpüren Ay kumu: 1 bardak un, 1 bardak karbonat, 1/4 bardak ayçiçek yağı/bebe yağı, kaşığın ucuyla gıda boyası konulmuş bolca sirke. Şırıngayla renkli sirkeyi un-karbonat-yağ karışımına yavaş yavaş fışkırttık. Sürekli köpüren 1 saatten fazla eğlence =) Hassasanne'den öğrendiğimiz bu etkinliği sirkeyi bol buldukça yapmaya çalışıyoruz =)


Kendi kendine sonbahar Aktivitesi =) Kızım ormandan topladığımız kuru yapraklarla kendisi hazırlamış bunları. Elbette daha önce benzerlerini yapmıştık. Ama böyle kendi teşebbüsünü görmek paha biçilmez.
NOT: havlu kağıt ruloları da kurumuş ağaç gövdeleriymiş =)
Prenses Aktiviteleri: Kızımın prensesçilik işlerine olan ve artarak devam ilgisi bu konuda etkinlik arayışımı arttırıyo tabiki. Kartonlardan kes-yapıştır şeklinde yaptığımız Prenses Sofia şatosu ve prensesleri bir kaç kez tekrar yaptık. Sadece prensesçilik değil şekil de çalıştık ;) Havlu kağıt rulosundan yaptığımız rapunzel kulesi ise şu an en popüler oyuncağımız. Evciliklerin vazgeçilmezi =)



Buz eritme Deneyi-Şirin baba ve küçük kız Suziyi kurtarma operasyonu: Buzdolabı poşetine su koyup şirin babayı ve küçük kızı ayrı ayrı dondurdum. Sonra şırıngayla sıcak su fışkırtarak yavaş yavaş onları kurtardık.

Elektrik bandıyla resim yapmaca: Elektrik bandı farklı şekillerde kağıda yapıştırılır, etrafı boyanır ve sonra çıkarılır. Hooop harika resimler, şekiller.


Tuvalet kağıdı rulosuyla resim yapma: Rulo parçalara ayrılır, farklı renklerle boyanır. Bu etkinliğimizi de adın bilmediğim ama instagramda takip ettiğim bir anneden öğrendim. Çok eğlendik =) Üstelik perfect bir çiçek yapmak ayrıca hoşuna gitti =)


Ayın notu: Cinsel kimliklenme yaşıyla beraber sürekli etek ve elbise giyme arzusu, prenses olma hayali, bir masalda yaşıyormuş gibi oyunlar çok arttı bizim evde. Her şey tamam ama sürekli kıyafet seçimi konuları sabah evden çıkmaları oldukça olumsuz etkilese de üstün sabır performansı ve üstüne gitmeme yöntemleriyle (bazen çaresiz de kalınabiliyor) aşılmaya çalışılıyor =) Ama prenses annelerine sesleniyorum yalnız değilsiniz =)



12 Aralık 2015 Cumartesi

ÖDEV MEVZULARI: Ödev çoksa çocuk ne yapsın? Ya ebeveyn?

Ödev yapmak, yaptırmak, çocuklarla ödev zamanını sakince (!) geçirebilmek ile ilgili konular her zaman güncelliğini koruyor. Artan özel okullar, eğitimde kalitenin yükselişi(!) ve özel okullarla yarışmaya çalışan devlet okullarının ödev anlayışıyla beraber konu giderek hassaslaşıyor. İlkokul çağında çocuğu olan ebeveynlerden de uzmanlara, öğretmenlere özellikle ilk yıllarda mutlaka şu soru geliyor: Ödev yaptıramıyoruz(!), ne yapsak?
Bu yazıyı internette dolaşan ağlayarak çizgi çizmeye çalışan bir kızın videosunu izledikten sonra yazmaya karar verdim. Belki, henüz 3 yaşında bir çocuk annesi (ama alternatif ) olarak hariçten gazel okuyor olabilirim. Ama okuduğum, bildiğim ve inandığım noktaları paylaşmak istedim. Konuyla ilgili yorumları da heyecanla bekliyorum. Devamı Alternatif Anne'de tıklayınız.

24 Kasım 2015 Salı

37. Ay Etkinlik Raporu

Bu ay eşimin iş seyahatine gitmesinin de etkisiyle epeyce inatlaşmalar ve gerginliklerle geçti. Anne, bu yaş çocuğuyla hiçbir koşulda inatlaşılmaması gerektiğini tekrarlı örneklerle anladı =) Özellikle bizdeki durum gibi evde stresi artıracak durumlar da varsa anlaşma sağlanamayan konularda inatlaşma hiç bir şeyi çözmüyor. Önce "hayır" deyip sonra "tamam tamam" diyerek tutarsız da olmadan, ufak tavizlere boyun eğmeyi öğrenmek gerek. Kriz anlarında; kısa cümleler, bilgi verme, "tamam o zaman 5 dakika sonra uykuya gideli" diyerek ufak tavizler, sonsuz sabır içeren oyunlarla yumuşatmaya çalışma ve en önemlisi kaçınılmaz olarak bir kriz yaşandıysa ardından hemen duygu ifadesi içerikli barışma anları çok çoook çok önemli. Peki biz bu ay evde neler yaptık: Çok fazla boyama işlerine daldık yeniden, sonbaharı bol bol gözden geçirdik. Ve bolca sayı çalışmaları..
Sonbahar yaprakları toplamaca ve kağıda yapıştırmaca: 

Ormandan topladığımız kozalakları boyamaca: Bu etkinliği çok seviyoruz. Her ormana gidişimizde yeni kozalaklar ediniyoruz. Evimizin her yeri kozalak dolduysa ne yapıyoruz? =)


Farklı boyama Etkinlikleri: Boya olarak parmak boyası kullandık. 
Tuvalet kağıdı rulolarını farklı kalınlıklarda yarıya keserek değişik kalıplar elde ettik. 

Oyun hamuru merdanesine çapraz olarak yün bağlayıp baskı çalışmaları yaptık.

Kulak çöplerini eski bir havan sopasına lastikle bağlayıp başka bir baskı-boyama aparatı yaptık.

Yine kulak çöpleri çalışması
Sayı çalışmaları: Sayı çıkartmaları bu etkinlikleri için çok uygun Kartona kutucuklar çizip her birine bir sayı yapıştırdık, ardından kutudaki sayı kadar birbirinin aynı çıkartmalardan. Bu çalışmayı o kadar sevdik ki tüm sayı çıkartmalarımız bitene kadar yaptık.




Sayı kartonlarına mandal takmaca 

Farklı örüntü çalışmaları: elbette bir etkinlik yapılır diye alınıp evde duran renkli dondurma çubuklarıyla anne oturur faklı örüntüler çizer, çocuk da renkleri ve örüntüleri takip eder.


Ayın notu: Kendini kontrol etmeyi öğretmeye çalıştığımız miniklerimiz kurallara uymakta zorlanıyor çoğu zaman ama onları boğmadan sınır koymak zorundayız. Neyi yapamayacaklarını stresli kriz anlarındansa sakin zamanlarda dile getirerek sınır koymaya çalışmak  daha sağlıklı olabilir kimi zaman. Sınırları belirlemek için hiç bir zaman geç değildir ve çoğu sorunun çıkış noktası olduğu için her zaman en önleyici tutumdur. Her zaman çocuğun yaşını gözetmek gerektiğini de unutmamalı. Sağlıcakla.