19 Ocak 2016 Salı

"Bizimki çok inat!": Bağımsızlık yolunda, birey olma yolunda ilerliyoruz, merak etmeyin =)

"Bizimki çok inatçı!" Sendromlar başladığı andan itibaren neredeyse her anne bu cümleyi kuruyor. İnatçılık gerçekten de sizin çocuğunuzun belirgin bir özelliği olabilir (yine de etiketlemiyoruz, ve ona çok duyurmuyoruz öyleyse bile değil mi?). Ama "inatçılık" başka bir deyişle "direnç gösterme" özellikle 3 yaş civarı için bağımsız bir birey olmanın getirdiği doğal davranışların genel adı. Miniğimiz artık büyüyor ve kendi hayatı hakkında kararlar vermek, kendi seçimlerini kontrol etmek istiyor. "Onu değil bunu giyeceğim, onu değil bunu yiyeceğim"ler, sevdiği şeylerin bile siz seçtiyseniz artık sevmiyor olma durumu miniklerimizin büyüdüğünün bir göstergesi.

Peki nasıl yardımcı olabiliriz? Henüz fiziksel olarak yeterli olmayan minik, büyüklerin dünyasında varolmayı yetişkinlerin yaptıklarını taklit ederek öğrenmeye çalışırken her kararı ona mı bırakmalıyız? Tabi ki hayır! Ama en azından her gün çocuğunuzun yaptığında kendini "yetkin" ve "yeterli" hissedeceği bir şeyleri yapmasına olanak sağlayabiliriz. Eğer gün içinde mutlaka bir kez kendini "yapabilir" hissederse o zaman kendi yemeğini daha rahat yediğini, kendi giyinebildiğini görmek gerçekten hayal değil.

Burada makarna kesiyoruz, kendi yaptığı makarnayı yemesini
izlemek ise paha biçilmez =)
Örneğin, yumurtayı çırpmak, toz almak, ayakkabıları fırçalamak gibi kendi boyutunda yapabileceği işler için fırsat tanımak iyi bir yol olabilir. Çocuklar tabi ki oyuncaklarıyla oynamayı çok severler, ancak en çok ihtiyaçları olan şey "yapabilir" hissetmektir.

Hiç hayal kırıklığı, hüsran yaşamayacaklar mı? Aslında tamamen büyüklere göre düzenlenmiş bir ev ortamında her an hayal kırıklığı yaşıyor küçük bedenler. Boyundan çok yukarıdaki bir raftan istediği bir şeyi alamadığında mesela yaşadığı gerilim duygu birikimlerine neden oluyor. Ve "sebebini bilmediğimiz ağlamalar" tüm bu birikimlerle başlıyor. Bu yüzden evde mümkün olduğunca çocuğa göre ufak düzenlemeler onlara kendini daha iyi hissettirir.

Öte yandan, minimum düzeyde zorlayıcı oyunlar veya oyuncaklarla yaşanan hüsranlar ise daha iyi öğrenmesini sağlayabilir. Ama, çok fazla zorlama da yine "yapabilirim" algısını zedeleyeceğinden "minimum düzeyi" korumak önemli!

Birlikte yemek yaparak, evde belirli yerlere tabure koyarak, seçimler yapmasına izin vererek çocuğunuzun daha az inatçılıklar yapmasını engelleyebilirsiniz. Aman ha sınırlara dikkat! Çünkü çok fazla izin verici ve tamamen kontrolsüz hissederlerse de agresifleşebiliyorlar. Çünkü her seçimin kendilerine bırakılması da hayatın "tahminedilebilir" olmasını engelliyor minik zihinler için ki günlük hayatın "tahminedilebilir" yani belli bir düzen ve kurallar içinde olması sakin kalmaları için en elzemlerden.

Çok yardımcı oldum değil mi! Buyrun buradan yakın =) Öyle yapmayın ama şöyle de yapın diyerek =) Ama her evin, her ailenin kendi dengeleri var, çocuğunuzun kontrollü olarak kendi dünyasını yaratmasına izin verecek dengeyi yakalamak zor ama imkansız değil. Çünkü "özgüven" kavramının içini böyle bir dengeyle doldurabiliriz. Sağlıcakla...

Hiç yorum yok: